Kullanıcı Adı : Şifre : Yeni Kayıt Şifremi Unuttum
Ezgiler
Klipler
TARİH : 2013-12-21 -- 19:13:31 tarihinde mahmut korkmaz tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : ısparta
tüm müslüman alemine selam olsun..


TARİH : 2013-06-19 -- 22:41:35 tarihinde HASANCAN tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : BATMAN
YARAB BİZLERE HAKKI HAK OLARAK TANIT HAKKA TABİ EYLE: YARAB BİZLERE BATILI DA BATIL OLARAK BİLDİR VE BATILDAN UZAKLAŞTIR. AMİN


TARİH : 2012-10-20 -- 14:42:57 tarihinde yunus bulut tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : izmir
esselamun aleykum abilerim kardeslerim rabbim hepimize hz.yusuf nefsi hz. eyup sabri hz.muhammed (sav ) sadakati guzelligi versin ki bu dunyada ona layik kullar olabilelim


TARİH : 2012-08-04 -- 22:09:37 tarihinde MÜCAHİT KESKİNER tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : şanlıurfa
allah razı olsun s.a


TARİH : 2012-07-08 -- 10:32:41 tarihinde mahsum ölmez tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : diyarbakır
çok güzel ama bende kayıt olmak istiyorum


TARİH : 2012-06-14 -- 23:31:44 tarihinde hüseyin can geweri tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : geweri(yüksekova)
Es selamu eleykum ve rehmetullahı ve berekatuhu allah hepinizi cennetine atsın inşaallah yüksekovanın imanlı gençlerinden selam olsun hakka lebbeyk diyenlere selam olsun mazlumun yanında olanlara selam olsun ben allahın taraftarıyım diyenlere selam olsun şeytanın askerlerine karşı olanlara


TARİH : 2012-06-14 -- 15:48:14 tarihinde ramazan askan tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : d.bakır
s.a sistemimiz herkeze hayırlı olsun şuanda ceza evinde bulunan tüm müslaman kardeşlerimizin allah yar ve yardımcıları olsun ve selamün alleyküm


TARİH : 2012-06-07 -- 16:16:57 tarihinde masallah demirel tarafından gönderildi...
Ülke : Fransa
Şehir : marsilya
selamun alekum ben uye olmak istiyorum bu konuda bilgilendirirseniz Allah yar ve yardimciniz olsun s.a


TARİH : 2012-05-26 -- 18:57:51 tarihinde burhan baştimur tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : muş
ben tüm ilahilerinizi çok beğendim devamı inşallah olur


TARİH : 2012-05-15 -- 15:06:20 tarihinde Ensar GÜNDÜZ tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : Van
Selamualeykum...

İslam adına yayınlanan bu site de ezgiler ve ilahiler bölümünde gerçekten çoğu yerde bulnmayan müzikler var... Bu önemseyişini tebrik ediyorum.
Bakın dinimiz kemale ermiş durumda ve güzeller güzeli bir din karşımızda... ve lütfen sizden ricam bu dini ezdirmeyelim kaybetmeyelim karanlığa gömmeyelim lütfen...

Herşey İçin Teşekkürler...



YENİ MESAJ EKLE
MESAJLARI OKU
Lütfen Bir İl Seçiniz
 
ISTANBUL
Dergiler (17)
E-Devlet (40)
Faydalı Linkler (40)
Gazeteler (32)
Radyolar (5)
Resmi Kurumlar (0)
Televizyonlar (20)
Bugün Üye Olan 0
Toplam Üye 1970
Bugün 6959
Toplam 8658021
En Fazla 30041
Ortalama 3290
12--2-06-0 tarihinde, 12:25 saatinde eklendi
Gerçek bir kıyam ''Şeyh Said''
Ortadoğunun çalkalandığı bu dönemde yıllar öncesinden safları netleştiren bir kıyamla, tamamen islami bir taleple gündeme damgasını vuran şehit Şeyh Said bizlere '' Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir.'' nidası ile seslenmişti. Örnek olsun Şeyh Said'in ayaklanması tüm ortadoğu halklarına!

ŞEYH SAİD Kimdir?

Şeyh Said 1865 yılında Erzurum'un ilçesi Hınıs'a bağlı Kolhisar Köyü'nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi'dir. Şeyh Said'in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639'da Şeyh Said'in dedesi Seyyid Haşim'i katleder. 1639'da Kürdistan'ın, Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla iki parçaya ayrılır. Olabilir ki Seyyid Haşim de bu duruma karşı çıktığı için şehit edilmiştir.

Şeyh Said'in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu'dan Hınıs'a gidip Hınıs'ın köyü Kolhisar'ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi'nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim'dir.

Babasının ölümünden sonra bu büyük ailenin bütün sorumluluğu Şeyh Said'in üzerine kalır. Şeyh Said'in ailesi çok zengindi. Sürüleri vardı ve bu sürülerini Erzurum'dan ta Halep'e, Musul'a, Şam'a kadar götürüyordu. Şeyh Said bu arada hem ticaret yapıyor hem de gittiği yerlerde insanlarla ilişki geliştiriyordu. Bundan dolayı onu tanıyanlar ve sevenler çoktu. Kürdistan'da bir çok insan onun etkisinde kalıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çok Kürt yerinden yurdundan göç ettirilir. Bu dönemlerde Osmanlı, onu ve ailesini de sürmek isterler ama dönemin kaymakamını Şeyh Said tehdit eder ve ondan çekindikleri için Ona ve ailesine karışamazlar.

Şeyh Said'in Din Eğitimi

Şeyh Said ilim öğrenmek için medreseye başlar. Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu'da eğitimini tamamlar. Şeyh Said bilinçli ve akıllı bir insandı. Köy köy gezip İslami ve ulusal mücadele bilincini insanlara vermeye çalışır. Kürdistan Teali Cemiyeti'ne üye olur. Osmanlı'nın yıkılıp Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Cumhuriyetin kurucuları gerçek yüzlerini göstererek İslam ve Kürt karşıtlığına dayalı politikalarını gün yüzüne çıkarırlar. Bu da Şeyh Said'in çabalarını artırır. O, bu durumda artık yerinde duramazdı. Gün çalışma günüydü.

Rêxistina Azadî, 1921'de Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kapatılması üzerine açılır. Cemiyetin başkanı Cibranlı Albay Halit Bey idi. O, Şeyh Said'in kayın biraderiydi. Cibranlı Halit, ikinci Abdulhamit'in açtığı Aşiret Mektepleri'nde okumuştu ve iyi bir askerdi. Bu cemiyete daha sonra Hacı Musa Bey, Cibranlı Halit Bey, Hasenanlı Halit ve başkaları da katıldılar. Bitlis mebusu Yusuf Ziya 1923 yılının yaz mevsimi sonunda Şeyh Sait ile görüştü ve görüşmede bir Kürt ayaklanması örgütlemek ve bu amaçla örgütlenmeye hız vermek istediklerini belirtirler. Şeyh Sait Kürdistan'da büyük bir etkiye sahip olduğu için Rêxistina Azadî'ye davet edilir.

Rêxistina Azadi'ye üye olduktan sonra çalışmalarını daha bir ilerletir. Köy köy gezer, tanıdığı ve sevdiği insanlara mektup göndererek mücadele bilicini insanlara ulaştırmaya çalışır.


Kürdistan'da büyük bir kıyam hazırlığına başlarlar.

Cemiyetin üyeleri kendi aralarında hepsinin bildiği bir şifre diliyle iletişim kuruyorlardı. Bu şifrelerle yaptıkları görüşmelerden birinde şifre yanlış anlaşılır ve ayaklanma hazırlığı Mustafa Kemal tarafından duyulur ve Rêxistina Azadî'nin başkanı Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya 1924 yılının Ekim ayında tutuklanırlar. Bu olay üzerine başkanlık görevi Şeyh Said'e kalır.

Şeyh Said'din hanımıyla son konuşması

Şeyh Said hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der:

- 'Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun'. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir:

- ''Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; ''Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah'ın emirlerini ayaklar altına almışlar.

Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!''

ALLAH Û EKBER, ALLAH Û EKBER,
ALLAH Û EKBER WE LÎLLAHÎL HEMD

Hz. Hüseyin de nerede şehit düşeceğini bilmiyordu. Ama onlar için her şeyden önemlisi Rablerine olan sevgiydi.

Bu arada Türk Hükümeti yetkilileri Şeyh Sait'e haber gönderip ifadesini almak istediklerini bildirdiler. Şeyh Sait ifade vermeye gitmeyip 27 Aralık günü Hınıs'tan ayrılıp Çapakçur'a doğru yola çıktı. 4 Ocak 1925 günü Şeyh Sait ve çok sayıda Kürt ileri geleni Kırkan köyünde bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Şeyh Said'in fetvası şuydu: ''Bizler ve Türkleri bağlayan sadece din kalmıştı, Türk Hükümeti dini de kaldırdı ve artık bizi birbirimize bağlayan hiçbir şey kalmadı.''

Bu toplantıda alınan birinci karar şuydu: Şeyh Said; Amed, Ergani, Lice, Farqin, Darahini, ve Hani'nin ileri gelenleriyle görüşecek. Ardından Çevlik'e gelecekler ve orda kıyama başlanılacak.

Şeyh Sait 12 Ocak'ta Çapakçur'da, 15 Ocak'ta Daraheni'de, 21 Ocak'ta Lice'de ve 25 Ocak'ta Hani'de idi. Şeyh Sait buralarda halk ile ve bazı Kürt önderleri ile toplantılar yaptı. Şeyh Sait Piran'da kardeşi Abdurrahim'in evinde iken, Türk askerleri evi basıp, Şeyh Abdurrahim'e sığınmış bazı Kürtleri almak istediler. Şeyh Abdurrahim, kendisine sığınmış bu insanları, Şeyh Sait orada iken vermeyi reddettiğinden, askerler bu kişilere saldırdılar. Bunun neticesi olarak askerler ile Kürtler arasında çatışma çıktı. Böyle bir provokasyon sonucu, hareket beklenmedik bir şekilde, planlanmış zamandan önce, 8 Şubat 1925'de başladı.

İsyanın başlamasi ve yayılması

Kıyam 1925 yılının Şubat başında, Kürdistan'ın bütün bölgelerinde birden başladı.

Hasanan aşireti reisi Albay Halit Bey derhal Muş'u kuşattı. Cibran Aşireti'nden Hasan Bey, çarpışmalardan sonra Hınıs'ı, Şeyh Abdullah ise Varto'yu zaptettiler. Birkaç küçük çarpışmadan sonra Ergani ve Maden de zaptedildi. Şeyh Sait, 7000 kıyamcı ile birlikte Kiği, Eğil üstüne yürüdü. Hani, Lice ve Piran'ı zaptederek 14 Şubat günü Darahini'yi tamamen ele geçirdi ve buraya Modan'lı Feqi Hesen'i vali olarak tayin etti. Darahini, Kürdistan'ın geçiçi başkenti ilan edildi. Toplanan vergiler ve tutsak alınanlar Darahini'ye gönderilmeye başlandı. Çapakçur da ele geçirildikten sonra, bütün Harput ele geçirildi. Kısa bir süre sonra da çevre aşiretlerden yardımcı kuvvetler alınarak derhal Amed üstüne yüründü.

Hükümet endişeye kapılarak derhal Sarıkamış'taki 9., Erzurum'daki 8., Amed'deki 7. tümenleri ve Mardin´deki 1., Urfa'daki 14.Süvari alaylarını, Van'daki 1. Süvari tümenini ve hudut birliklerini harekete geçirdiler.

Silvan, Beşiri bölgeleri Türk Hükümetinden alındı ve sonra kuzeye, Palu istikametine yönelinerek Malazgirt, Piran, Bulanık ele geçirildi. Daha sonra kıyamcılar; Malatya vilayeti istikametinde ilerleyip, Pötürge'yi de kurtararak Çemişgezek'i aldılar. Öte yandan da Siverek istikametinde ilerlediler.

Kıyam güçleri hemen ardından, Amed'e doğru ilerleyerek, hem kuzeyden hem de güneyden taarruza geçtiler. Her iki taaruz da başarılı oldu ve Mardin kapısının yeraltı geçidinden şehre girildi. Sürpriz ile karşılaşan Türk Hükümet birlikleri kaçarak İç kaleye sığındılar. Kürtler orada bulunan silah ve cephane depolarını zaptederek, silahların bir kısmını orada çarpışan Kürtlere, diğerlerini ise dışarıya yolladılar.

Türk Hükümetinin askerleri Amed'in etrafında başarı elde edilmemişti, her taraf kıyamcılar tarafından kapatılmıştı bu durum karşısında çoğu zaman kaybetmişlerdi. Fransızlar, Türk Hükümeti askerlerine güneyden girebilmeleri için yol açmışlardı. Bundan dolayı yollar Mücahitlere kapatılmıştı. Bazı aşiretler hükümet askerlerinin yanına gittiler. Şeyh Said çaresizce geri çekildi. Hükümet onların her anından haberdardı. Şeyh Said ve arkadaşları İran'a çekilmeye karar verdiler.

Şeyh Sait'in kuvvetleri Genç'in kuzeyinde zor durumdaydılar. İran’a çekilmek için şiddetli çarpışmalar yaşayarak, Türk Hükümetinin birliklerinin cephesini yarıp Varto yakınlarına varabildiler. Bu olaydan sonra çeşitli kollar halinde ve çeşitli istikametlerden çok sayıda Türk Hükümeti kuvvetleri ilerleyip Şeyh Sait'i tekrar muhasara altına aldılar. Birçok kanlı çarpışmalardan sonra Şeyh Sait yeni bir taarruz yaparak Türk kuvvetlerinden kurtulmak istediyse de başarılı olamadı. 15 Nisan'da Şeyh Sait Bacanağı Binbaşı Kasım'ın ihbarı üzerine, Muş ve Varto arasındaki Abdurrahman Köprüsünde, büyük bir kısmı yaralı olan diğer liderlerle birlikte Türk Hükümetinin eline esir düştü ve hep beraber Amed'e gönderildiler.

Bu arada Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya asılmışlardı. Bu durum savaşçıların moralini bozmuştu.

Daha sonra anlaşıldı ki devlete ajanlık yapan kişi tam da yanlarındaydı. Bu kişi Şeyh Said'in bacanağı Kaso'ydu.

Şeyh Said'i arkadaşlarıyla beraber 5 Mayıs günü Amed'e getirirler. Yargılandıkları zaman karar zaten belliydi. 28 Haziran'da Şeyh Said ile beraber 46 arkadaşı idam edildi.

Şeyh said'din son sözleri

Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazıyor: '' Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir."

İlmik boynuna geçirildikten sonra, Kürtçe söylediği son söz ise; "Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma karşı beni mahcup etmesinler."

Onların şehadeti yıllardır Kürtlerin maruz kaldığı zulmün katmerleşerek artmasına sebep oldu.

Kıyamda şehid sayısı

Bu kıyamın sonucunda 14 şehir, 700 köy, 9000'e yakın ev harabeye döndü. 50.000 kişi göç ettiriliyor, yaklaşık 7.500 kişi zindanlara atılıyor 660 kişi idam ediliyor. 80.000 müslüman öldürülüyor.

06-02-2012 12:25 Güncel 0 Yorum 513 Okundu Yazdır
  YORUM YAZ
Diğer Haberler
Ölüm Anı ve Sonrasında Yaşananlar
AYRILIK!
ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİ / EL–VÂRİS
Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun
ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİ
NERDESİN SEVGİLİ!
Herkes için Vahdet ve Tahammül
NASIL BAŞARABİLİRİZ?
Alemlere Rahmet
İskilipli Atıf Hoca'nın son fotoğrafı
Gerçek bir kıyam ''Şeyh Said''
Selam Sana Ey Kutlu Nebi
Yesrip.com - Doğru Yerdesiniz... © 2004-2018 Tüm Hakları Saklıdır Tasarım & Yazılım
Bilgeyapim.net