20-06-2012 tarihinde, 17:34 saatinde eklendi
Hoşgörü ve Diyalogun Önemi
Hoşgörü ve Diyalogun Önemi
“Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir” (Ahzab 21)

Kur’an ve sünnetten neş’et edip kitap sayfalarında yerini alan İslami öğreti ve ilim ya da yüzlerce yıldır Müslümanların hayatlarında yaşanıp taşınarak bize ulaşan İslami kültür ve birikim, Müslümanların birbirlerine saygı göstererek, konuşarak, işbirliği yaparak, birbirlerine tahammül ederek, hoşgörülü ve bunun için gerekli fedakârlıkları göstererek barış içinde kardeşçe yaşayabileceklerini ortaya koymaktadır. Bu kadar zengin birikime sahip olunmasına rağmen gösterilen zaaflar Müslümanları sorunlarıyla yüzleşmekten alıkoymakta, tefrika, düşmanlık ve parçalanmışlıklara maruz bırakmaktadır. Bazılarının kendilerine ait olanın en iyisi olduğu dayatmasında bulunup diğer Müslümanlara tahammül edememeleri ve düşmanca tutum sergilemeleri, olumsuzluklardan yüreği yanan Müslümanları derinden endişelendirmektedir.

Beşere uzunca yıllar insanca yaşama dersi veren Müslümanların, çevrelerini kuşatan olumsuzluklardan kurtulma ve Müslümanları parçalamaya götüren fitnelerin kaynağını kurutmayla ilgili faklı yerlerde çareler aradıklarıyla ilgili ulaşan cılız söylentiler bile ümitlerin canlanmasına yol açmaktadır. Ümmetin yaşadığı acılardan yürekleri yanan samimi Müslümanların çözüm üzerine yoğunlaşmaları, ortak kültürel ve zihinsel alanlarda buluşup olumsuzluklara son vermek için çabalamaları birçok sıkıntının sona ermesine yol açabilir. Bugüne kadar yaşanan tecrübeler, Müslümanlar arasında diyalog ve işbirliğinin gerçekleşmesi durumunda kangrene dönüşen sorunların bile çözüme kavuşturulabileceğini ortaya koymaktadır.

Müslüman milletlerin son asırlarda yaşadığı olumsuz tecrübeler ve içinde bulunulan durumdan kurtulmak için tutulan yolların hedefe ulaştırmaması, Müslümanların aradaki sorunları gidermek için birbirlerine hoşgörülü davranmalarını, diyalog kurmalarını ve söyleşi masasına oturmalarını zorunlu kılmaktadır. Müslüman milletleri yorgun düşüren bunca olumsuzluklardan kurtulma, öncelikle karşılıklı saygıya, hoşgörüye, tahammüle ve diyaloga dayanmaktadır. Zorbalıkla, dayatmayla ve kendilerine ait olanın tek geçerli olduğunu ileri sürerek, Müslümanların devasa sorunlarını çözme ve zamanın ihtiyaçlarını karşılama imkanı bulunmamaktadır. Bu şekilde sağlıklı bir yaşam imkanı da mümkün görünmemektedir. İşin en can sıkıcı yanı ise, bugüne kadar Müslümanların birbirleriyle diyalogu geliştirecek tahammülü göstermemeleri ve sorunların çözüm merkezi olan takvalı davranmada yeterince başarılı olamamalarıdır.

Birbirlerine karşı hoşgörülü davranmaları ve diyaloga girmelerinde İslami hedef sahibi Müslümanların herkesten daha fazla ihtiyacı var. Zira zaman ilerledikçe Müslümanlar yeni ihtiyaçlarla yüzleşmektedir. Bütün bunlara karşılık Allah Teala’nın inayette bulunup ilim ve marifet kaynağı olan Kur’an ve sünneti Müslümanların hizmetine sunmasıyla, sıkıntı ve zorluklarını aşma ve ihtiyaçlarını giderme imkanını her zaman önlerine çıkarmaktadır.

İşin üzücü yanı, ellerinde ilahi hayat kaynağı olduğu halde bunca sorunlar arasında boğulmaya ve sıkıntı çekmeye devam etmeleridir. Oysa İslam dini, mantık, delil ve akıl dinidir. Doğruluk, emanet, şeref, ihsan ve ahlaki kerametlerin kaynağıdır. Hz. Resul-i Ekrem (sav)’den rivayet edilen şu hadis ahlaki kerametin ulaştığı azametli makama işaret etmektedir: “Ahlakın kerametini tamamlamak için gönderildim.” Hz. Resul-i Ekrem (sav) ilimden, mantıktan, düşünceden ve bilinçten yoksun, hayatları cehalet, taassup, savaş, öldürme ve şiddetle iç içe geçen bir toplumdan İslami öğreti çerçevesinde en iyi ümmeti bina etti.

Müslümanların hayatlarını İslami kaynaklara dayandırıp İslami olmayanla aralarına keskin duvarlar örmede yeterli başarıyı göstermemeleri sıkıntılarını arttırmaktadır. Müslümanların zaaflarını aşıp olumsuzluklara dur deme başarısını göstermemeleri İslam toplumunun derundan sarsılmasına ve gevşemesine yol açmaktadır. En büyük sıkıntılardan biri, İslami grup ve cemaatlerin birbirleriyle irtibat kurma ve diyalog geliştirmek için gerekli çabayı göstermede başarılı olamamalarıdır. Birbirlerine karşı hoş olmayan tavırlar içinde bulunmaları ve acımasızca ithamları sorunları karmaşık hale getirmektedir. Tekfir, sövme, lanetleme ve başka tepkilere varan tutumlar sayesinde İslam ümmeti kan kaybetmeye devam etmektedir.

İşin sevindirici yanı Müslümanların bütün bu afetlerden kurtulmanın mümkün olmadığıyla ilgili bir çözümsüzlük girdabında bulunmamasıdır. İslami kaynaklara yönelip amel edebilirlerse dert ve sıkıntılarını sona erdirebilirler. Bazı ayetler sorun ve sıkıntılarımızın çözümünde başvurmamız gereken adresi açıkça zikretmektedirler:

“Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir” (Ahzab 21)

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin; Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de…” (Nisa 59)


Müslümanların birbirlerine tahammül etmeleri ve diyalog geliştirmeleri için gönüllerini hak sözlerin nüfuzuna hazır hale getirmeleri gerekir. Bunun için gerekli delile sahip olma yeterli değildir. Esaslı yol, diyalogla ve hoşgörülüyle tutulabilir. İlmi alanlarda güçlü oldukları halde, diyalog ve hoşgörü yöntemlerini kullanmadıklarından ya da bunlardan istifadeyi bilmediklerinden başarılı olamayanların yığınca örnekleri bulunmaktadır.

İnsan varlığının bir kısmını akıl ve düşünce oluştururken, bir kısmını da duygular oluşturur. Kur’an-ı Kerim bu hakikate şu ayetle işaret eder:

“Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi…” (Ali İmran 159)

Şiddet, üstünlük taslama, aşağılama, kibir, gurur, diğerlerinin mukaddeslerine ihtiramda bulunmama, samimiyet ve sadakatten yoksun olma… gibi tutumlar Müslümanların sıfatı olamayacağı gibi haklı olduklarını gösteren delillerini de etkisiz kılar.

Bugün Müslümanlar arasında fiziki ilişki ve irtibat imkânları her zamandan daha fazladır. Bundan korkan İslam düşmanlarının gizli elleri İslam ve Müslümanların etkisiz hale getirilmesi uğruna her zamankinden daha fazla çabalamakta, çekişme, sürtüşme ve parçalanmışlıkların yoğunlaşması için programlar yapmakta ve bunun için büyük yatırımlara gitmektedirler. Müslümanların bütün bunları göz önüne alarak kararlarını vermeleri gerekir. Böylece tefrikalara yol açan çekişme ve sorunlar yerini hoşgörüye ve diyaloga bırakabilir. Durumun olumsuzluğundan rahatsız olan Müslümanların Kur’an ve sünnet temelinde diyalog geliştirip hoşgörü içinde sorunlarını çözmek için çabaladıkları ve ayrılıklara son vermek için uğraşmaya karar verdikleri gün Müslümanların zafer sancağı dalgalanacaktır.

Diyalogun Müslümanlar arasında irtibat, hoşgörü ve birbirlerini tanımayla ilgili oluşturacağı etki, İslam düşmanlarının ürettiği fitne, bozgunculuk ve oyunları etkisiz hale getirilebilir. Müslümanlar arasında ilişkilerin geliştirilmesi, görüşmelerin başlaması ve dostluk köprülerinin kurulması birçok sorun ve sıkıntıyı giderme yolunu açacaktır.

DİYALOGUN HEDEFİ

Diyalog ve söyleşi, insanlar arasındaki tabii ihtilaf ve anlaşmazlıkları çözme kabiliyetlerini araştırmaya yol açar. Zira ihtilaf, varlık âleminin hakikatlerinden biri olup sünnettullahtandır. Bunda bir değişikliğin olması söz konusu değildir. Ancak bu ihtilaflar yönlendirilmezse helake sürükleyip fert ve toplum için büyük tehlikelere yol açabilirler. Bu fıtri hakikatle ilgili var olan mekanizma Kur’an-ı Kerimi başvurulması gereken ana kaynak ve bir metod olarak ileri sürmektedir.

Müslümanlar arasında diyalogu geliştirmek isteyenlerin nihai hedefi, gerekli şartların ve imkânların oluşması neticesinde karşı tarafla samimi ilişkilerin geliştirilmesi ve insanların hidayet yoluna yönlendirilmesidir. Öyle ki Kur’an–ı Kerim,

“Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: “Gerçekten ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?”

Diyalogun birinci merhalesinde karşılıklı olarak sahih İslam inancının (Allah, vahy, nübüvvet, öldükten sonra dirilme ve diğer İslami inançlar) tanınması ve kabulü esas alınmalıdır.

Bir sonraki merhalede ise, İslam’ın sınırları bilinmeli ve bunlara riayet edilerek hareket edilmelidir. Müslümanlar arasındaki müsteşriklerin ortaya çıkarılması, ihtilaflara sebep olan konuların sıralanması ve bunlardan hiçbirinin düşmanlığa yol açacak niteliğe sahip olmadığının vurgulanması, Müslümanların ortak düşmanlarının bu uğurda yaptıkları plan ve programların ortaya çıkarılması, Müslümanlar arasında tefrikaya sebebiyet veren ve birbirlerine düşürmeye çalışan şahıs ya da grupların tanınması ve deşifre edilmesi. Müslümanların birbirleriyle diyalog halinde saygı ve hoşgörü içinde birlikte yaşama imkânını araştırmaları gerekir.

İbrahim FIRAT

kredi karti borç sorgulama avea tl yükleme vodafone tl yükleme turkcell tl yükleme avea fatura ödeme turkcell fatura ödeme vodafone fatura ödeme avea tl yükleme


http://yesrip.com/haber.php?id=8127